Söyleşi

Nilgün Kasapbaşoğlu: “Kadın Eli Değen Her Şey Çok Güzeldir”

Fotoğraflar: Sedat Tuncay Nilgün Kasapbaşoğlu, 1962 yılında henüz ilkokula bile gitmeyen bir çocuk olarak katılır Darülbedayi ailesine. İlk defa “Macbeth”te Banquo’nun çocuklarından birini oynamak üzere sahneye çıktığında, ailesinin şefkatle karılmış destek elini hisseder minik bedeninin tüm kıvrımlarında. Gök kubbenin altında güzel sesler bırakarak kendi yetişkinliğine doğru kanat çırpar. Başrollerde oynamış, rüştünü ispatlamış olmasına dönüp bakmaz bile; konservatuvar da okur. Meslekte ... Devamını Oku »

Samet Altıntaş: “Şiirini Bestelediğim Şairlerle Aynı Enstrümanı Çalıyorum”

Röportaj: Ayhan Hülagü Samet Altıntaş, “Yalnız Sana Söylenen” adını verdiği albümüyle ses veriyor. Bir nevi modern Türk şiirleri seçkisi olan çalışması için “Türkçe sözlü rock müzik, bizim şiirimizin ‘ses bayrağı’dır.” diye konuşuyor. Şiir ve müzik iki özel alan; hayat, kurgu… Nasıl oldu da bu iki manzarayı tek kadraja sığdırdınız? Hep söylediğim, çok da beğendiğim bir Ahmet Haşim sözünde saklı resmin ... Devamını Oku »

Yeşim Koçak: “Topuklu Terlik Bir Sembol”

Fotoğraflar: Sedat Tuncay Nedir şu toplum dedikleri? İnsanlar mı onun içindedir, o mu insanların içinde? Kime, neye göre, nasıl şekillenir? Zamanın döngüsü, egemen güçlerin kıskacında şekilden şekile bürünen cansız bir nesne midir? Yoksa hiçbir söz hakkı olmadan, ustasının kendisine hayat vermesini bekleyen bir malzeme mi? Hayır, öyle değil! “Sen-ben yok, biz var!” sözü ile meşrulaştırılmaya çalışılan tek tipliliğin aksine insan ... Devamını Oku »

Nedim Saban: “Emek’le Birlikte Çok Şey Gitti”

Fotoğraflar: Sedat Tuncay Meslekten ya da aşktan olması mühim değil… Yaşamının merkezinde sanat olan herkes bilir -veya bilmelidir- yedi sanat dalından hiçbirinin sonuç odaklı olmayı kaldıramayacağını. Çünkü yapım eki alan her kelime türemiştir, üçgenin iç açıları toplamı daima 180 dereceye eşittir. Fakat yaratıcı bakış öyle değil. Bazen öyle olur ki ortaya çıkan eserin büyüsü hayalleri bile geride bırakır veya tersi ... Devamını Oku »

Empati Diye Bir Şey Var mı?: “Vahşet Tanrısı”

Oyun Fotoğrafları: Muhsin Akgün Kapak Fotoğrafı: Zeynep Bölükbaşı Vahşet hep vardı, belki bazen bizden biraz uzaktaydı. Fransız oyuncu, senarist ve oyun yazarı Yasmina Reza’nın kaleme aldığı, Zeynep Avcı’nın dilimize çevirdiği, güncelliğini koruyan “Vahşet Tanrısı”; on bir yaşında iki çocuğun kavga etmesinin ardından aileleri arasında başlayan tartışmanın doğurduğu ilginç olayları konu alıyor. Yönetmenliğini Saim Güveloğlu’nun yaptığı oyunun başrollerini ise Tülin Özen, ... Devamını Oku »

Türkiye Tiyatrosunda Kadının Yeri

Fotoğraflar: Sedat Tuncay Erkek egemenliği altında kavrulan böyle bir dünyada kadın olarak varlık gösterebilmek neredeyse imkânsızdır. Çünkü “erkeğin bir adım gerisinde durması” öğütlenir kadına, daha çocukluğunda. Yetişkinliğinde ise zaten anne, abla, kız kardeş, saklanması gereken değerli bir eşya ve namus gibi karşılıkları olur ‘kadın’ kelimesinin; adı dahi unutulur. Fakat bazen bu sıfatları aşıp anarşist (!) bir ruha kavuşur içlerinden birileri, ... Devamını Oku »

Alışılmışın Dışında Bir Oyun: “Hafızasını Kaybeden Müzeden Bir Traktöre Mektuplar”

2012 yılında Ferdi Çetin ve Yusuf Demirkol tarafından kurulan ba- Disiplinlerarası Sanat Topluluğu, sahnenin tüm öğelerinin eşit değerde olduğu performatif işler üretmesiyle biliniyor. Topluluk; “Doğum Günü”, “Ev, Mercedes ve Anneler” ve “Kapı Aralığı Nedir, Kapı Aralığı Bir Fotoğraftır” adlı projelerinin ardından şu günlerde “Hafızasını Kaybeden Müzeden Bir Traktöre Mektuplar” ile tiyatro severlerin karşısında. Prömiyerini 25 Ekim 2016’da garajistanbul’da yapan “Hafızasını ... Devamını Oku »

Evrensel Bir Oyun: “Yuva”

Bir yazar için oyun yazmış olmak ne derecede mühimse oyunun sahneye taşınması da o ölçüde mühimdir. Çünkü kâğıt üzerinde uyku hâlindedir karakterler, bekleşmededir öyküler. Fakat bir metin için sahneye taşınmak değildir asıl mesele. Oyun kişilerini içselleştirmiş oyuncular arzu eder her bir metin, yazar evrenini kendi düş dünyasında yeniden yaratacak kabiliyetli bir yönetmen ister. Ve tüm bunların belirli bir estetik bütünlük ... Devamını Oku »

Emrah Eren: “Her Yer İvan Dolu”

Modern Türkiye tiyatrosu kurulalı beri, içerisinde bulunduğu koşullar sürekli tartışılmış ve yerleşik bir tiyatro kültürüne sahip olabilmemiz için, kendi ekseni etrafında dönen, sayısız çözüm önerisi sıralanmıştır. Kimileri kültür-sanat politikasızlığı ile kapıları dünyaya açılan bir tiyatroya kavuşamayacağımızı almıştır listenin başına, kimileriyse yeni metinleri, çağdaş rejileri yok sayarak kendini gerçekleştirmiş bir tiyatronun eşiğine bile varamayacağımızı… Uzayıp gidecek bu listenin her bir maddesi çok ... Devamını Oku »

Hayati Çitaklar: “Dış Dünyaya Kapalı Bir Toplumuz”

Fotoğraflar: Mustafa Varol Yorulmaz En genel biçimiyle “İnsanı insana insanla insanca anlatma sanatı” olarak tarif edilir tiyatro. İlk kez Poetika’yla (Aristo) ete kemiğe bürünmüş gözükse de, temeli başlangıcı olmayan bir zamanda atılmış; tükenmezliğin sırtında binyılları dolaşmıştır. Hem sonra tüm sanat dalları evrenseldir, buna şüphe yok. Ancak belki de tiyatronun evrenselliği diğer sanat dallarından görece daha kapsayıcıdır. Malzemesi en ham hâliyle ... Devamını Oku »