Tiyatro

Yeşim Koçak: “Topuklu Terlik Bir Sembol”

Fotoğraflar: Sedat Tuncay Nedir şu toplum dedikleri? İnsanlar mı onun içindedir, o mu insanların içinde? Kime, neye göre, nasıl şekillenir? Zamanın döngüsü, egemen güçlerin kıskacında şekilden şekile bürünen cansız bir nesne midir? Yoksa hiçbir söz hakkı olmadan, ustasının kendisine hayat vermesini bekleyen bir malzeme mi? Hayır, öyle değil! “Sen-ben yok, biz var!” sözü ile meşrulaştırılmaya çalışılan tek tipliliğin aksine insan ... Devamını Oku »

Nedim Saban: “Emek’le Birlikte Çok Şey Gitti”

Fotoğraflar: Sedat Tuncay Meslekten ya da aşktan olması mühim değil… Yaşamının merkezinde sanat olan herkes bilir -veya bilmelidir- yedi sanat dalından hiçbirinin sonuç odaklı olmayı kaldıramayacağını. Çünkü yapım eki alan her kelime türemiştir, üçgenin iç açıları toplamı daima 180 dereceye eşittir. Fakat yaratıcı bakış öyle değil. Bazen öyle olur ki ortaya çıkan eserin büyüsü hayalleri bile geride bırakır veya tersi ... Devamını Oku »

Köpeklerin -Şiir Gibi- İsyan Günü

Her çağda birbirlerinden habersiz insanlar vardı muhakkak ama geçmişteki uzaklıkların ana kaynağı somut mesafelerdi. Zamanla değişti uzaklık kavramı. Yakınlık birliktelik barındırmadı içerisinde; çünkü gelişti insanlık. Şeffaf duvarlar örüldü benliklerin etrafına, aşılmaz. Ve o kadar kalabalıklaştı ki zihinler, kendi seslerini bile duyamaz oldu insanlar. “İnsanı insana insanca anlatırken” böylesine düşüncelere kapı aralayan ve ilk defa 20. İstanbul Tiyatro Festivali’nde seyirciyle buluşan ... Devamını Oku »

Temsilin Hikâyeni Perdelemiş Kundakçı!

Adını bilen son kişi yaşamını yitirdiğinde, bu dünyadan sanki hiç geçmemiş gibi olur insan. O sebepledir ki, nasıl görünürse görünsün,  atılan tüm adımlar ve sarf edilen tüm çabalar kendi adını yaşatmaya adanmıştır esasında. Kimileri gayet masumca yapar bunu; sessiz sedasız, zararsız. Fakat bazıları önce masumiyetini, sonra insanlığını yitirir; kendinden başkasını görmez gözü. Adını yaşatmak için yarattığı ‘kutsal gerekçeler’e ilkin etrafındakileri ... Devamını Oku »

Empati Diye Bir Şey Var mı?: “Vahşet Tanrısı”

Oyun Fotoğrafları: Muhsin Akgün Kapak Fotoğrafı: Zeynep Bölükbaşı Vahşet hep vardı, belki bazen bizden biraz uzaktaydı. Fransız oyuncu, senarist ve oyun yazarı Yasmina Reza’nın kaleme aldığı, Zeynep Avcı’nın dilimize çevirdiği, güncelliğini koruyan “Vahşet Tanrısı”; on bir yaşında iki çocuğun kavga etmesinin ardından aileleri arasında başlayan tartışmanın doğurduğu ilginç olayları konu alıyor. Yönetmenliğini Saim Güveloğlu’nun yaptığı oyunun başrollerini ise Tülin Özen, ... Devamını Oku »

Türkiye Tiyatrosunda Kadının Yeri

Fotoğraflar: Sedat Tuncay Erkek egemenliği altında kavrulan böyle bir dünyada kadın olarak varlık gösterebilmek neredeyse imkânsızdır. Çünkü “erkeğin bir adım gerisinde durması” öğütlenir kadına, daha çocukluğunda. Yetişkinliğinde ise zaten anne, abla, kız kardeş, saklanması gereken değerli bir eşya ve namus gibi karşılıkları olur ‘kadın’ kelimesinin; adı dahi unutulur. Fakat bazen bu sıfatları aşıp anarşist (!) bir ruha kavuşur içlerinden birileri, ... Devamını Oku »

Alışılmışın Dışında Bir Oyun: “Hafızasını Kaybeden Müzeden Bir Traktöre Mektuplar”

2012 yılında Ferdi Çetin ve Yusuf Demirkol tarafından kurulan ba- Disiplinlerarası Sanat Topluluğu, sahnenin tüm öğelerinin eşit değerde olduğu performatif işler üretmesiyle biliniyor. Topluluk; “Doğum Günü”, “Ev, Mercedes ve Anneler” ve “Kapı Aralığı Nedir, Kapı Aralığı Bir Fotoğraftır” adlı projelerinin ardından şu günlerde “Hafızasını Kaybeden Müzeden Bir Traktöre Mektuplar” ile tiyatro severlerin karşısında. Prömiyerini 25 Ekim 2016’da garajistanbul’da yapan “Hafızasını ... Devamını Oku »

101. Yaşında Aziz Nesin

Öyküleri, romanları ve oyunlarıyla mizahın unutulmaz ismi, yaşamı boyunca karanlığa karşı verdiği mücadelesini kalemiyle güçlendirmiş yazar Aziz Nesin yüz bir yaşında. Hayata veda edeli yirmi bir yıl olmasına rağmen hâlâ çok okunan, oyunları çeşitli gruplarca sahnelenen usta kalem ve fikir insanı Nesin, mizah ve yazında olduğu kadar fikrî açıdan da öncü niteliği taşımaktadır. Köktenci ve anti-laik bir yapıya sürüklenişi, ordu ... Devamını Oku »

“Yangın Yerinde Orkideler”/Peki Ya Adam?

Nasıl ki konuşmak değil, söylenen sözlerin mahiyeti mühimdir. Aynen öyle de mürekkebe kavuşmakla söz ustası olunmaz; kalem sahibinin ön yaşantıları, hayat bulduğu toplumun neresinde durduğu ve mahareti mühimdir. Yetenek, bir başlangıç noktası ve yazın yolculuğunda vefalı bir dosttur en fazla. Oysa yazdıkça kanatlanacak kalite eşiğine basitlik yerine yalınlığın, anlaşılmazlık yerine derinliğin, karmaşanın değil zenginliğin eşlik etmesi mühimdir. Türkiye tiyatrosuna böyle ... Devamını Oku »

Emrah Eren: “Her Yer İvan Dolu”

Modern Türkiye tiyatrosu kurulalı beri, içerisinde bulunduğu koşullar sürekli tartışılmış ve yerleşik bir tiyatro kültürüne sahip olabilmemiz için, kendi ekseni etrafında dönen, sayısız çözüm önerisi sıralanmıştır. Kimileri kültür-sanat politikasızlığı ile kapıları dünyaya açılan bir tiyatroya kavuşamayacağımızı almıştır listenin başına, kimileriyse yeni metinleri, çağdaş rejileri yok sayarak kendini gerçekleştirmiş bir tiyatronun eşiğine bile varamayacağımızı… Uzayıp gidecek bu listenin her bir maddesi çok ... Devamını Oku »