Tiyatro

Erdal Tosun’a Veda

Birçoğumuz yan rollerin komik ama en usturuplu cümlelerini sarf eden adamı olarak tanıdık onu. Necdet Tosun’un oğluydu kimine göre. Kimine göre ise on altı yıl önce genç yaşta hayata veda eden Gürdal Tosun’un ağabeyiydi. Ama en çok da oynadığı her rolün akılda kalan repliklerini ustalıkla söylemesiyle yer etti zihinlerimizde. Seçtiği roller mi iyiydi? Her rolün hakkından mı geliyordu? İzleyicinin aklında ... Devamını Oku »

Bir Uzun Sefere Çıkmış “Şark Dişçisi”

Türkiye tiyatrosunu -hiç olmazsa- 1859’da kurulan Şark Tiyatrosu ile değil de Darülbedayi ile başlatınca başladı kültürel reddi miras. Geçmiş ile gelecek arasına masum olmayan, kalın bir perde gerildi ilkin. Ve perdenin ardında ne olduğu, dilediğini yücelten söz ustaları tarafından önce unutturuldu, sonra unutuldu. Örneğin Muhsin Ertuğrul ile Afife Jale hatırlandı ve hatırlatıldı büyük bir şerefle; fakat ısrarla görmezden gelindi Sırabiyon ... Devamını Oku »

Hayati Çitaklar: “Dış Dünyaya Kapalı Bir Toplumuz”

Fotoğraflar: Mustafa Varol Yorulmaz En genel biçimiyle “İnsanı insana insanla insanca anlatma sanatı” olarak tarif edilir tiyatro. İlk kez Poetika’yla (Aristo) ete kemiğe bürünmüş gözükse de, temeli başlangıcı olmayan bir zamanda atılmış; tükenmezliğin sırtında binyılları dolaşmıştır. Hem sonra tüm sanat dalları evrenseldir, buna şüphe yok. Ancak belki de tiyatronun evrenselliği diğer sanat dallarından görece daha kapsayıcıdır. Malzemesi en ham hâliyle ... Devamını Oku »

Gökhan Erarslan: “Keşke Bazı Tiyatro Erbapları Benim Kadar Cesaretli Olabilse”

Fotoğraflar: Mustafa Varol Yorulmaz Türkiye tiyatrosu genç ve yerli isimleri teşvik edip desteklemekten uzak bir görüntü çizse de birileri iyi işler yapmak için çabalamaktan vazgeçmiyor. Yetenekli oyun yazarı ve yönetmen Gökhan Erarslan da onlardan biri. “Vakti Geldi”, “Paşa Paşa Tiyatro yahut Ahmet Vefik Paşa” ve “Market” ile çeşitli ödüllere lâyık görülen Erarslan, bu sezon tiyatro severlerin karşısına “Beyaz Adam Ağacı ... Devamını Oku »

Arda Aydın: “Her Şey Puslu ve Çok Dağınık”

Fotoğraflar: Sedat Tuncay Ülkemizde tiyatrocu veya tiyatroya dair bir mesleğe sahip iseniz, çok zordur işiniz. Okula girebilmek, mezun olabilmek için döktüğünüz ter veya ustalarınızın kanatları altında çıktığınız sefer kimsenin pek de umurunda değildir esasında. Ustalık eseri bir kıvraklıkla görünür olma eşiğini aşmalısınızdır her şeyden önce. Diyelim ki aştınız. Kurum tiyatrolarının dışında bir yerde ‘alternatif’ veya ‘özel’ bir çaba içerisine girdiyseniz ... Devamını Oku »

Hansel ve Gretel’in Öylesine Bir Hikâyesi

Adı duyulduğunda herkesin gözünün önünden bir orman, kuşlar ve dönüş yolunda rehberlik etmesi için atılan ekmek parçaları geçmiştir muhakkak. Atılan ekmek parçalarını kuşların yediği de. Ve elbette ki iki yol arkadaşı, iki kardeş: Hansel ve Gretel. ABD’li oyun yazarı Neil LaBute, ilk defa 14 Mart 2011’de Londra’da seyirci karşısına çıkan “In a Forest Dark and Deep” (Karanlık ve Derin Bir ... Devamını Oku »

Ufuk Tan Altunkaya: “ Bugünkü Türkiye Algımızda da Bir Balkon Resmi Var”

Fotoğraflar: Mustafa Varol Yorulmaz İlk defa 2008 yılında “Takip” oyunuyla seyircilerini ağırladı Tiyatro Artı. Klâsik sahneleme üslûbunun biraz uzağında kalmayı tercih ettiler yaklaşık iki yıl; Fatih Ormanı’nda oynadılar meselâ “İç İçe” adlı oyunlarını. 2010 yılında Elmadağ’da küçük bir sahne açtılar. Tek seyircinin izlediği “Üç Kişi” oyununu, 1 metrekarelik kabinlerde yine tek seyirci karşısında performansa dönüştürdükleri “Ayna” oyunu takip etti. İzleme ... Devamını Oku »

Herkesin Hikâyesidir “Kıran Resimleri”

Tarihte bilinen en dehşetli işkence metotlarından biri olarak anılır mankurtlaştırma. Tıraşlanmış kafalara geçirilen ıslak hayvan derilerinin bir süre sonra kuruyup kafatasına yapışarak beyni sıkıştırması, saç kıllarının da içeriye doğru çıkmasıyla birlikte her emre itaat eden köleler oluşturulması… Geçmişleri yoktur bu kölelerin, düşünceleri yoktur; silinmiştir hafıza. Belki de bu mankurtlaştırma hikâyesi, sanılanın aksine, eskimeyen bir hikâyedir. Ve sadece biçimi değişmiştir zamanla. ... Devamını Oku »

Volkan M. Sarıöz: “Mağrur Fil Ölüleri, Ölüm Gibi Bir Oyun”

Işıl Kasapoğlu önderliğinde kurulan ve çalışmalarını Kocamustafapaşa’daki Çevre Tiyatrosu’nda sürdüren Semaver Kumpanya bu yıl 15. yaşını kutluyor. Üretkenliği ve devamlılığıyla dikkat çeken ekibin 2016-2017 repertuvarında toplam yedi oyun bulunuyor. Kasım sonlarında sahnelemeye hazırlandıkları “Mağrur Fil Ölüleri” bu sezonun yenilerinden. Hakan Tabakan’ın yazdığı oyun, 1969’un yılbaşı akşamında evli bir çiftin yaşadıkları üzerinden toplumsal ve siyasal düzenin bireyin yaşamı üzerindeki etkilerini tartışıyor. Sezin Bozacı ve Sarp Aydınoğlu’nun rol ... Devamını Oku »

Bülent Emin Yarar: “Hepimiz Birer Macbeth Değil miyiz?”

Fotoğraflar: Sedat Tuncay Aslında belki her oyunda böyledir ama Shakespeare demek, kelimelere yüklenen duygu demektir tam anlamıyla. Kimisine göre şiirselliktir bu, kimisine göre ahengin saltanatı. Tanımlamalar türlü türlü olsa da değişmez olan şudur ki; o duyguyu mutlaka izleyicilere geçirmek zorundasınız. Saptırdığınız anda hikâye uçup gider; en fazla güzel bir tını kalır kulaklarda oyundan geriye. EKİP Tiyatrosu’nun, prömiyerini 20. İstanbul Tiyatro ... Devamını Oku »