“Anne” Olmak Zor

“Anne” Olmak Zor

Dilek Kabataş

dilekkabatas@zorunlusahne.com

Hemen her gün tecavüz ve taciz vakaları, kadına ve çocuğa şiddet veya çocuk istismarı haberleriyle sarsılıyoruz. Küçücük çocukların maruz kaldıkları vahşet yüreğimizi burkarken, uzmanların bu konudaki raporları ise dehşete düşürüyor. Türkiye’de çocukların %33’ü cinsel istismara uğradığını belirtiyor (dünya ortalaması %20). Vakaların sadece %10-15’i adlî mercilere intikal ettiği hâlde çocuklara yönelik cinsel istismar vakaları son on yılda %125 artmış. Bilinen bir gerçek de; çocuklar şiddet ve istismarı genellikle tanıdıkları kişilerden (%85) görüyor. Bu nedenle “Kol kırılır, yen içinde kalır.” “Bir kereden bir şey olmaz.” “Kader!” denerek olayların üzeri örtülmeye çalışılıyor. Aslında araştırmalar bu sorunun tüm kültürlerde ve tüm sosyal sınıflarda görüldüğünü ortaya koyuyor. Yani bu evrensel bir sorun.

Star TV’de yayınlanan “Anne” dizisi de bu evrensel soruna parmak basıyor. Senaryosunu Yuji Sakamoto’nun yazdığı, çok sevilen Japon dizisi “Mazaa/Mother”dan uyarlanan “Anne”yi Merve Girgin yönetiyor. Türkçe senaryoyu Berfu Ergenekon kaleme alırken başrolleri Cansu Dere, Vahide Perçin, Can Nergis, Beren Gökyıldız ve Gonca Vuslateri gibi başarılı oyuncular paylaşıyor.

Dizide istismara uğrayan Melek ile onu kaçırarak kurtaran ve anne-kız olarak birlikte yepyeni bir hayat kurmaya çalışan Zeynep öğretmenin hikâyesi anlatılıyor. Çocuğa yapılan her türlü istismara dikkat çekilirken Melek-Zeynep-Şule üçgeninde annelik sorgulanarak “Anne kimdir?” sorusuna cevap aranıyor. Kızı için gazetecinin ahlâksız teklifini kabul edip bedeninden vazgeçen Zeynep, evlâdı için hayatını ve özgürlüğünü feda eden Gönül ve sağlık problemine rağmen bebeğinden vazgeçemeyen Gamze ile anneliğin ne demek olduğu ve anne olmanın zorluğu gözler önüne seriliyor. Bununla birlikte “Üç çeşit insan vardır: Kadınlar, erkekler ve anneler.” denilerek ve anlatılan farklı anne hikâyeleriyle “Kötü anne yoktur, erkekler tarafından çaresiz bırakılan anneler vardır.” Mesajı veriliyor.

Anlatılan öykü ağır bir dram; dolayısıyla ajitasyon yapılması ve seyircinin bolca ağlatılması normal. Ancak insana öfke ve çaresizlik hissettiriyor. Yaşadığı onca acıya karşın hayata tutunmaya çalışan Melek ve ona elini uzatan Zeynep ile ikisinin sırrını bilen birkaç kişinin çabasından başka bu durumlarda neler yapılabileceğine dair hiçbir şey anlatılmaması bir eksiklik olarak göze çarpıyor.

İlk bölümde olayı kapatmaya çalışan okul müdürü ve yardım için çağrılan memurların ilgisizliği ile yetkililerin konuya bakışına hafifçe dokunuluyor ama keşke bu konuda yapması gerekenleri yapmayan etkili ve yetkili kişi ve kurumlar biraz daha eleştirilebilse. Dizi yine de gündemden hiç düşmemesi gereken konusuyla ilk bölümden itibaren seyirciyi yüreğinden yakalamayı başararak reyting listelerini alt üst etmeyi ve zirveye yerleşmeyi başardı.

Japon versiyonu on bir bölümden oluşsa da bu kadar tutan ve başarılı olan dizi hemen bitirilmez gibi görünüyor. Zaten Ali-Zeynep yakınlaşması, Zeynep’in kardeşleri ve üvey annesiyle olan ilişkisi, Şule ve sevgilisi arasında yaşanacak gerilim ve henüz bilmese de gerçek annesi olduğunu öğrendiğinde Zeynep ile Gönül arasında yaşanacaklar ile hikâyenin zenginleştirileceğinin sinyalleri veriliyor.

Son bölümde Şule Melek’e iyice yaklaştı. En baştan Zeynep ile Turna olmayı seçen Melek’i zor günler bekliyor gibi. Zeynep’ten alınan ancak Şule’ye de verilmeyen Melek’in yuvaya yerleştirilmesi ve Ali-Zeynep çiftinin onu geri alma mücadelesiyle dizinin ilerleyeceğini tahmin ediyoruz. Tüm bunlar dikkate alındığında öyle görünüyor ki sevilen dizi daha uzun süre zirvede kalacak ve ekran başındakileri ağlatmayı sürdürecek.

06.12.2016

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.