Behiç Cem Kola: “Konu Beckett Olunca Ezber Bozmanın Kendisi Ezber Hâline Geldi”

Behiç Cem Kola: “Konu Beckett Olunca Ezber Bozmanın Kendisi Ezber Hâline Geldi”

Dilek Kabataş

dilekkabatas@zorunlusahne.com

Dramaturji Derneği ve Cazu Tiyatro iş birliğiyle 2015’in başında kurulan Kadıköy Theatron, sahneye koyduğu ilginç projelerle kısa sürede dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Kültür-sanat severlerin çekim merkezi olan mekân, yeni sezonda seyirciyle buluşturacağı “Yoruyorsunuz Bizi… Aferin Size!” ile yine iddialı. Cazu Tiyatro’nun geçtiğimiz yaz aylarında üzerinde çalışmaya başladığını duyurduğu oyun, tiyatro severler tarafından merakla bekleniyordu. 8 Ekim’deki prömiyerden önce yazar ve yönetmen Behiç Cem Kola ile oyuna dair kısa bir söyleşi yaptık.

8 Ekim’de seyircinin karşısına bir Beckett uyarlaması olan Yoruyorsunuz Bizi… Aferin Size!” ile çıkacaksınız. Oyunu sahneleme kararını nasıl verdiniz?

Ker ve Gir’in öyküsü, aslına bakarsanız, Kadıköy Theatron’un kütüphanesinde ufak bir tartışmayla başladı. Romanlardaki anlatıcı modüllerinin, anlatıcı seslerinin bugünkü inanılır olma ve güvenilir olma durumlarının nasıl değiştiği üzerine konuşurken Beckett’in “Mercier ve Camier”inden örnekler vermeye başladık. Daha sonra konu Beckett üzerinden önce “Eşlik” öyküsüne, daha sonra da “Üçleme”ye geldi. Buradan, Beckett’in nasıl yazdığı üzerine bir oyun yazmanın mümkün olup olamayacağını görmek istedik ve böylece oyunun ilk anlatıcı metni oluşmaya başladı.

Beckett’in ağır ilerleyen, tekrar ve kendine özgü bir eksiltmeyle işleyen dünyası keyifli olduğu kadar yorucudur da. Oyunun isminde buna atıf mı var? Bu ismi seçmenizin sebebi nedir?

Konu Beckett olduğu zaman sürekli bir ezber bozma refleksine hâli hazırda hepimiz sahibiz. Hatta bu refleks o kadar yerleşti ki ezber bozmanın kendisi bir ezber hâline geldi. Tasarladığımız oyuna bir isim bulmak için ya da hangi ismin yakışıp yakışmayacağını karar vermek için hiç uğraşmadık. İsim oyunla beraber oradaydı.

Oyuncu yerine tasarımlanan”, yönetmen yerine tasarımlayan”, oyun yerine de tasarı” kavramlarını kullanıyorsunuz. Niçin?

İki sebebi var bunun. Birincisi; oyunun bizatihi kendisi, oyunun yazılma, yönetilme ve oynanma sürecini, yani tasarlanmasını içeriyor ve bu tasarlayanlar yine aynı biçimde sahnedeler. İkinci sebebi ise; bugünkü (kaba tanımıyla) yazan, yöneten ve oynayan kavramlarının elimizdeki oyun için çalışmıyor olması. Oyunu ben uyarlamayı bitirdiğimde geriye ne kadar Beckett cümlesi kalmıştı, bilmiyorum. Oyunu, oyuncular doğaçlamayı bitirdiğinde geriye ne kadar benim cümlem kaldı, bunu da bilmiyorum. Ayrıca ışık, ses ve sahne tasarımı da aynı şekilde bu ilişkilerle tanımlandı. Böyle bir durumda elimizdeki kavramlarla konuşmak zorlaşıyor.

Beckett’in oyunlarında sahnenin şimdisine ve tiyatronun tiyatro oluşuna yaptığı vurgu bilinir ve bu yüzden hakkıyla sahnelenmesi zordur. Doğaçlama alanında deneyimli oyuncular seçmenizin bununla bir ilgisi var mı?

Sahnenin şimdisi ve tiyatronun tiyatro oluşu (ya da roman yazarının kendisini belli etmesi yine aynı şekilde) Beckett’te tanış olduğumuz motifler. Bu motiflerin sahneye transpoze edilmesi, kuşkusuz yaptığımız oyunun bir parçası. Fakat doğaçlama konusunda deneyimli oyuncularla çalışma konusu başka bir yerden filizleniyor. Oyunu yazmaya çizmeye -tasarlamaya- başladığımızda, ister istemez canlı ya da video aracılığıyla izlediğimiz tüm Beckett’leri gözden geçirmeye başladık. Burada metin ve performans arasındaki uçurum bir soruya dikkatimizi çekti: “Nasıl oluyordu da okurken bu kadar keyif aldığımız, bu kadar güldüğümüz, bu kadar takip edebildiğimiz ve anladığımız bir metin, sahne üzerinde keyifsiz, monoton ya da ‘entelektüel’ kalabiliyordu?” Bu sorudan yola çıkarak metnin yapısını bozup yeniden inşa etmeye, inşa sürecinde sahne üzerinde Beckettyen ağırlıktan etkilenmeyecek oyuncularla çalışmaya ve tam da bu inşa sürecinin kendisini sahnelemeye karar verdik.

Oyunun hikâyesinden ve vermek istediği mesajdan bahseder misiniz?

Oyunun hikâyesi basit: İki karakter -K. ve G. diyelim onlara- bir yolculuğa çıkarlar ve bir ses onlara bu yolculukta eşlik eder. Bildiğimiz kadarıyla da oyun herhangi bir mesaj vermek istemiyor.

Peki, bunu daha kolay bir metinle de yapamaz mıydınız? Anlaşılmamak gibi bir çekinceniz olmadı mı hiç?

Bu soru, amaçladığımız tiyatro biçimine dair bir soru aslında. Biz Cazu Tiyatro ya da Kadıköy Theatron ekibi olarak bir oyun yapmaya “karar” vermiyoruz; en azından şimdiye kadar böyle olmadı. Oyun, gündelik diyebileceğimiz tartışmalarımız sırasında bir konuya takılmamız, bir şeyleri araştırmak istememiz, merak etmemiz ya da anlaşmazlığa düşmemiz sonucunda gelişen tartışmalar, okumalar, çalışmalar sonucunda ortaya çıkıyor. Bu sürecin de herhangi bir yerinde bir karar almak için durmuyoruz aslında. Bu yüzden de böyle bir soru(n) aklımıza gelmiyor diyebilirim.

Oyun Künyesi

Tasarımlayan: Behiç Cem Kola

Tasarımlanan: Kerem Özdoğan, Giray Altınok, Dilan Parlak

Reji ve Dramaturji Ekibi: Bülent Acar, İnönü Bayramoğlu, Cansu Kahvecioğlu, Leyla Yazıcı, Mahir Dinçer, Dilan Erdoğan, Müge Ersan, Gülşah Akyol

03.10.2016

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.