Eski Dünya Yeni “Macbeth”

Eski Dünya Yeni “Macbeth”

Yusuf Dündar

yusufdundar@zorunlusahne.com

Hiçbir yükseliş tesadüfî değildir; kişinin yola çıkarken yanına aldıkları değişir sadece. Bazen gayret değneklik eder sahibine, bazense kökleri derinde bir hırs. Fakat kişinin kendisiyle ve şartlarla kavgasının tarifi olan gayret, insanı önce yüceltip sonra yükseltir. Hırs ise birilerinin omuzları üzerinde basamaklar atlamayı, maksadın hâsıl olması için başkalarını un ufak etmeyi öğütler daima. Ve hırsının esaretine düşen insan yükseldikçe küçülür. Hem aslında nedir ki makam-mevki dedikleri? Ne de olsa herkesin ayaklarını bastığı toprak aynı toprak, üzerini örten tavan aynı gök…

Azim ile hırs arasındaki incecik çizgiyi geçmek için gerekli koşulların oluşmasını bekleyen sayısız insandan biridir Macbeth de. Glamis Baronu olarak katıldığı bir isyanı bastırmasının ardından karşılaştığı cadılar kehanette bulunarak ona bir sonraki kral olacağını söyleyince, ayaklanır yıllardır derinlerinde gömülü olan. Güce olan tutkusu, aynı zamanda akrabası olan İskoçya Kralı’nın kendisine verdiği değerin, soylu ve yüksek rütbeli bir yönetici olmasının üzerini örter. Karısı Lady Macbeth’in de kışkırtmasıyla önce kralı öldürür ve ardından -nasılsa eşik aşılmıştır- önünde engel olarak gördüğü herkesi kırıp geçer. En yakın arkadaşını bile. Fakat sonu hüsran… Kral Macbeth de kısa bir süre sonra öldürülür ve bu devran böyle sürüp gider: “Yaşasın yeni kral!”

William Shakespeare’nin 1606 yılında yazdığı ve şimdiye kadar kim bilir kaç kez önce hayallere, sonra sahneye düşen “Macbeth”, İstanbul Şehir Tiyatroları yapımı olarak Ulviye Karaca rejisiyle 8 Mart 2017 tarihinde yeniden seyircisiyle buluştu. Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği ve Dilek Tekintaş’ın dramaturjisini üstlendiği oyun, kısaltılarak tek perdeye (75 dakika) düşürülmüş ve bunun yanı sıra reji tasarımı gerçeküstücü bir temel üzerine inşa edilmiş. Tercih edilen bu sahneleme anlayışı seyircilerin algılarını açıcı, dikkatleri üzerine toplayıcı, bilincin sınırlarını aşıp bilinçdışına yolculuk yaptırıcı olabilecekken çıkış noktasının düşünsel altyapısı sahneye tam olarak yansıtılamamış.

Orijinal metinden çıkarılan kısımlardan arta kalanlar, çelişkileri açığa çıkarmak ve öyküye farklı bir açıdan bakmak/baktırmak yerine izleyenleri sadece “Macbeth”e dair malûmat sahibi yapıyor. Akılcılığı reddeden gerçeküstücü akıma göre bu seçim tutarlı olsa da “Macbeth”i ilk defa seyredecek olanları anlamsal bir takipten mahrum bırakıyor. Bu durumda başka bir seçenek giriyor devreye: Yaratılan atmosferin bilinçdışını etkileme gücü.

Cihan Aşar ve Gamze Kuş tasarımı ana dekor, kumlar üzerinde yükselen merdivenlerden ve tavandan sarkıtılmış yırtık tüllerden oluşuyor. Bu görselleştirme Mustafa Türkoğlu imzalı ışıkla birleşince kaliteli fotoğrafik sahneler birbirini takip ediyor. Ancak Macbeth’in yükselme hırsını vurgulayan merdivenler ile -ihtimaldir ki- tüm kavgaların, savaşların esasında köhnemiş bir dünya için olduğunu temsil eden tüller daha önce denenmiş, etkisi cılız, simgesel bir anlatımdan öteye gidemiyor.

Ana dekorun, sahneleme anlayışının arzuladığı görsel hafızayı harekete geçirecek ayrıntılar sunmamasının aksine, etrafa saçılmış kurukafalar ve üzerlerine saplanmış kılıçlar bütün iktidarların esasında insan kanıyla beslendiğini başarıyla sembolize ediyor. Bunun yanı sıra Macbeth’in krallığını ilan etmeden önce merdivenlerin kenarlarına yerleştirilen, geride bırakması gereken rütbeleri ve insanları temsil eden kılıçları kendi kılıcıyla birer birer devirmesi rejinin gerçeküstücü ekseniyle örtüşüyor.

Can Atilla tasarımı müzikler zaman zaman duyguları açığa çıkarıp kullanıldıkları sahnelerin etkisini arttırsa da, Macbeth ile Lady Macbeth’in dans sahnesi örneğinde olduğu gibi, bazen anlatım diline tamamen aykırı bir tarza bürünüyor. Özge Midilli tasarımı koreografi de cadıların beden kullanımını belirli bir ritme oturtmuş olsa da, yine bahsi geçen dans sahnesi başta olmak üzere, bazı önemli sahneleri estetik bir ahenk içerisinde sunmuyor. Böylece ne müzik ne de koreografi reji eksenine devamlılığı olan bir tını öneriyor.

Oyuncular, zaman zaman ellerine kukla alarak birtakım replikleri oyunda kullandıkları doğal sesleriyle kuklalar üzerinden dillendiriyorlar. Üstelik Macbeth’in elindeki kukla erkek figürü iken Lady Macbeth’in elindeki kukla belirli bir cinsiyeti veya türü temsil etmiyor. Ancak derinlemesine düşünüldüğünde farklı “ben”leri, eril ve dişil duyguları simgelediği varsayımına ulaşılacak bu kuklaların gerçekte hangi amaçla kullanıldıkları soru işareti olarak kalıyor.

Macbeth’e hayat veren Kubilay Penbeklioğlu başta olmak üzere, Nurdan Kalınağa Lady Macbeth’i, Gökçer Genç Banquo’yu, Direnç Dedeoğlu Ross’u yorumlarken iç aksiyon referanslı hareket ediyorlar ve duygu belleklerini sürekli diri tutmaya gayret ediyorlar. Fakat Kalınağa’nın ellerine bulaşan hayalî kanı temizlediği ritüelleştirilmiş sahneler hariç dört oyuncu da gerçeklikle gerçeküstücülük arasında kalarak inandırıcılıktan uzaklaşıyorlar. Tuğrul Arsever’in grotesk Kral Duncan canlandırması, bir yadırgatma efekti gibi kullanılıyormuşçasına, öyküyü bölüyor. Mana Alkoy, Şirin Kılavuz ve Damla Cangül ise öyküde konumlandırıldıkları yer sebebiyle karakter yaratım alanlarının sınırlılığına hapsolmadan, performatif oyunculuklarıyla bir etki alanı yaratmayı başarıyorlar. Fakat netice itibariyle oyunculuklar aynı üslûpta buluşamayınca oyuncuların kendi aralarındaki duygu, düşünce ve eylem alışverişi sekteye uğruyor. Bu da beraberinde bütün yerine parçalara odaklanmayı getirerek seyir performansını azaltıyor.

Türkiye tiyatrosunun çağdaş yorumlara, izleyicinin estetik çıtasını yükseltecek projelere gerçek anlamda ihtiyacı var. Fakat herhangi bir metin yapıbozuma uğratılacak veya sürrealist bir anlayışla sahnelenecekse hem hedef kitle (Türkiyeli seyirci) hem de reji fikrinin sahneye yansıma biçiminin üzerinde çok temelli bir çalışma yapmak gerekir. Bazen bu tutum, süreci uzattıkça uzatabilir. Aceleye lüzum yok. Yeter ki azmin sonu zafer olsun.

23.03.2017

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.