“Göç Dalgası”nın Yönetmeni ve Oyuncusuyla Söyleşi

“Göç Dalgası”nın Yönetmeni ve Oyuncusuyla Söyleşi

Songül Alper

songulalper@zorunlusahne.com

Fotoğraflar: Sedat Tuncay

Kurulduğu günden bugüne değin seyircilerini gerek estetik gerekse içerik açısından başarılı yapımlarla buluşturan Ezop Sahne Beşiktaş’ta yepyeni bir oyunun daha telâşı yaşanıyor. Sezonun ikinci prodüksiyonu olan “Göç Dalgası” adlı oyunun seyircileriyle buluşmasına çok az kaldı.

Yusuf Dündar tarafından kaleme alınan oyun distopik bir evrende geçiyor; ancak gelecekte bir günü değil de sanki bugünü anlatıyor ya da belki de dünü. Biz de zamansızlığı mesken edinen, duyguları, anlamı ve estetiği tüm bileşenlerine hâkim kılan bu oyunu yönetmeni Burcu Salihoğlu ve oyuncusu Nuri Karadeniz ile konuştuk.

Bilen biliyordur elbette; fakat okurlarımızın hafızasını tazelemek için soralım yine de. Burcu Salihoğlu ile Nuri Karadeniz kimdir? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Burcu Salihoğlu: “Kendinizden bahseder misiniz?” sorusu bana biraz “Kendinizi tanımlar mısınız?” gibi geliyor. Öyle bir yerden bakınca Burcu Salihoğlu kendini keşfetmeyi hiç bırakmayan biri diyebiliriz. Çünkü sanatın çeşitli alanlarında o kadar çok iş yaptım ki! Ancak şu anda kendimi sadece böyle tanımlayabilirim: “Göç Dalgası”nın yönetmeniyim.

Nuri Karadeniz: 1979 İzmit doğumluyum. Tiyatroya çok küçük yaşta başladım. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Oyunculuk Bölümü mezunuyum. 2003’ten beri Kocaeli Şehir Tiyatrosu’nda oyuncuyum. Onun dışında İstanbul’da seslendirme, reklam dublaj, çeşitli filmler ve dizilerde yer alıyorum.

Tiyatro ile yollarınız nasıl kesişti? Tiyatrocu olmaya nasıl karar verdiniz?

Burcu Salihoğlu: Ben ilk olarak Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik okudum aslında. Çocukluktan beri “Tiyatrocu olacağım!” deyip durdum ve hep tiyatro insanı olmak için çabaladım. Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik okurken, bir yandan da Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda kursiyerlik yaptım, orada küçük oyunlarda oynadım. Sonrasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Oyunculuk Sanat Dalı’nda okuyarak profesyonel tiyatroya adımımı attım. 2001’de mezun oldum. Nuri’yle aynı sınıftaydık. Yirmi yıllık arkadaşlığımız var. Çeşitli ödenekli tiyatrolarda birlikte çalıştık. Sonra benim akademisyenlik serüvenim başladı bir yandan. İstanbul Aydın Üniversitesi Drama ve Oyunculuk bölümünde hâlen ders veriyorum. Zaten eğitmenlik süreci beni yönetmenlik koltuğuna itti diyebilirim. Yüksek lisansım da yönetmenlik alanında.

Nuri Karadeniz: Ben tiyatroya on yaşında, Cüce olarak başladım. Kocaeli Fuarı’nda Orman Parkı diye bir yerde masallar oynanıyordu. Önceden kasede alınan masallar, bir anlatıcı tarafından playback yapılarak anlatılıyordu; radyo tiyatrosu gibi. Kocaeli Bölge Tiyatrosu’nda çalışan bir abi bizim komşumuzdu.“Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” oyununa bir Cüce lâzımmış. Bende zaten çok istiyordum gitmeyi. Böylece başlamış oldum.

Metin, oyuncu seçimi ve oyunun sahneye taşınma süreci nasıl gelişti?

Burcu Salihoğlu: “Göç Dalgası” aslında Ezop Sahne’nin bir projesi. Ezop Sahne’nin kurucusu iki şahane kadınla yaklaşık bir yıldır tanışıyoruz. Onlarla oyunlar üzerine konuşuyorduk. Başka bir oyuna çalışıyorduk. Çeşitli sebeplerle o oyunu rafa kaldırdık. Ben Yusuf’un (Dündar) bu metnini okumuştum daha önce. “Bunu çalışmak istiyoruz, ne dersin?” diye sordular. Böyle olunca, “Bir daha üzerine gideyim, neden olmasın!” dedim. Metni yeniden okuduğumda kafamda canlanan oyuncu Nuri oldu. Güzel bir sürece başladık. Bence Nuri hikâyeye bambaşka bir boyut kattı ve oyunun tek karakteri Deniz Tiryaki’yi çok iyi yorumladı.

Nuri Karadeniz: Bu dönem oyunum yoktu ama sonuç itibarıyla ben, ödenekli bir tiyatroda çalışıyorum. Böyle bir tekst gelince ve hele de tek kişilik olunca, biraz tedirgin oldum. Ama gayet iyi gidiyor; çünkü tiyatroya açım. Umarım güzel bir şey çıkar. Zor ve heyecanlı bir süreç bu. Ama ne mutlu bana ki Burcu işimi çok kolaylaştırıyor.

Metnin size değen ve sizi çeken yönleri nelerdi?

Burcu Salihoğlu: Bireyin sıkışmışlığını ifade eden bir metin olması beni kendisine çekti. Çünkü o sıkışmışlık hâli hepimizde var. Bu karmaşık dünyada, hele ki bu çağda… Hem bir aradayız hem çok yalnızız. Hem sürekli çerçevelere hapsediliyoruz hem de kendi hayatımızı kurabileceğimize inanıyoruz. Bunların hepsi metnin içerisinde değiyor bize. Hep bunun peşinden koşuyorum bu metinde. Bu anlamda da doğru bir yolculuğun içindeyiz. Çok sevdiğimiz anları var karakterin. Yazım dilindeki melodiyi de çok seviyoruz. Aslında oyunla ilgili çok da bilgi vermek istemiyorum. Umarım açıklayıcı olmuştur.

Nuri Karadeniz:“Ne desem?” diye düşünüyorum, bir şey desen gelecek gerisi…

Burcu Salihoğlu: Metnin en heyecan verici tarafı belki de budur: Nuri’nin de dediği gibi, “Bir şey desem sürprizi kaçacak!” Bir de oyuncu için çok oyuncaklı bir metin bu. Belki de Nuri’ye metnin bu yönü çekici gelmiştir.

Nuri Karadeniz: Metin mi oyuncaklı yoksa karakter mi birilerinin oyuncağı, bilmiyoruz tabiî.

“Göç Dalgası” bildiğimiz anlamda bir göç öyküsü mü yoksa sürprizlere açık mı olmalıyız?

Nuri Karadeniz: Anlatılmaz, yaşanır. (Gülüşmeler.) Bence“Göç Dalgası”nın ne olduğunu herkes gelip görmeli. O göç, gerçek anlamda bir göçü mü ifade ediyor acaba yoksa başka bir ayrılmayı mı?  Ve o dalga, ne dalgası?

Burcu Salihoğlu: Bir gitmek ve bırakmak var; fakat neyi bırakıyoruz ve nereye gidiyoruz, onu bilmiyorum. Gitmek mi desek kalmak mı? Onu da bilmiyorum.

Oyun tek kişilik ve distopik bir evrende geçiyor. Bunun beraberinde getirdiği avantajları ve dezavantajları nasıl harmanladınız?

Burcu Salihoğlu: Riskli gelebilir, haklısınız. Yazar daha yaratıcı alan içerisinde yazıyor. Öncelikle metnin bazı yerlerini budamak gibi müdahalelerde bulunduk; her rejide görülebilecek bir şey bu.  Sonrasında ise oyuncunun malzemesiyle örtüşecek yöne doğru gittik. Metnin atmosferini yaratabilmemiz için müzik çok önemli. Bunun için de neredeyse ilk provalardan beri Gökhan Türkmen’le çalışıyoruz. Daha önce hiç tiyatro müziği yapmamış olmasına rağmen metin onu heyecanlandırdığı için kırmadı bizi, kabul etti. Adım adım, bütün provalarda beraber ilerliyoruz. Yönetmenlik, sahnenin üzerinde bir dünya kurmak gibi. Ve ekibimizdeki herkes büyük bir özveriyle katkı sunuyor buna.

Nuri Karadeniz: Metin, reji için de oyuncu için de çok dişi bence. O yüzden şu anda uçuyoruz. Umarım konarız.(Gülüşmeler.)

Burcu Salihoğlu: Birazcık uçmaya ve çok şaşaalı olmaya müsaade eden bir metin. Müzik anlamında, dekor anlamında hatta her anlamda. Henüz prova aşamasında olduğumuz için biraz uçuyoruz, sonra toparlayacağız. Törpüleyeceğiz. Doğru noktalara temas edeceğiz umarım.

Karakterinize nasıl yaklaştınız ve onu yaratırken nasıl bir duygu ve anlam dünyasını referans aldınız?

Nuri Karadeniz: Takvimler hangi tarihi gösterirse göstersin, biz her zaman insanız. Duygularımız aynı olacak. Bu metinde sıkışmışlık var, kararsızlık var, kendini ikna çabası var. Ben de kendimden yola çıktım. Bu durumlarda ben neler hissettim, nasıl davrandım, onları hatırlamaya çalıştım. Bir de bir görevi var karakterin, birazcık bana benziyor. Çünkü ben de çok düşünürüm, “O görevi yapsam mı yapmasam mı?” diye. Çok duygusal, çok pesimist yaklaşıyor metin. Bense pesimist biri değilim. Birazcık kendimden bir şeyler verdim ona. Elbette Deniz Tiryaki’yi canlandırıyorum ama sonuçta onu oynayan da benim.

Burcu Salihoğlu: Küçük bir şey eklemek istiyorum. Evet, bir umutsuzluk vaat ediyor metin. Ancak buradaki distopyada, “Bilmem kaç yılında şurada şu olacak.” gibi bir iddia yok; tekinsiz bir zamandayız yani. Yazarın önermesi bu. Belki de bugün yaşadıklarımız bir başka zamanın distopyasıdır, öyle değil mi?

Bazen oyunlardan, filmlerden çıktıktan sonra sanki başka bir dünyaya geri dönmüş gibi hissedersiniz. O salonda geçirdiğiniz süre içerisinde başka bir dünyaya gitmişsinizdir.“Göç Dalgası” için de böyle bir kesit diyebilir miyiz? Başka bir yere gidecek miyiz?

Nuri Karadeniz: Bence gideceğiz, şu anda öyle görünüyor. Ben 65-70 dakika neredeysem onlar da benimle birlikte orada olacaklardır.

Burcu Salihoğlu: Kendi içlerinde sorgulamalarla çıkacakları doğru. Ancak temelde, “O gittikleri dünya başka bir dünya mı yoksa biz zaten o dünyada mı yaşıyoruz?” gibi bir soru soracaklarını düşünüyorum.

Peki, oyunun ilk temsil tarihi ve sonrası için tarihler belli mi?

Burcu Salihoğlu: Şu an için, “Şu tarihte prömiyer yapacağız.” gibi cümleler kuramıyorum ama en geç nisanın ikinci haftasında seyircilerimizle buluşacağız.

Son olarak… Seyirciler “Göç Dalgası”na neden gelmeli?

Nuri Karadeniz: Oyunumuz interaktif değil ama ben oyuncu olarak diyorum ki: “Benim yaşadığım o stresi, o arafta kalmayı, o sorgulamayı yaşayabilmek için gelsinler.” İyi vakit geçireceğiz. Zaten benim derdim de bu; samimi bir şeyler yapabilmek, samimi oynamak, samimi anları yakalamak ve o samimiyeti paylaşmak.

25.03.2018

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.