Hakkı Kuş: “Yenilikçi Bir Tiyatro Anlayışına İhtiyacımız Var”

Hakkı Kuş: “Yenilikçi Bir Tiyatro Anlayışına İhtiyacımız Var”

Yusuf Dündar

yusufdundar@zorunlusahne.com

Türkiye tiyatrosu son yıllarda ciddi bir ivme kazandı. Hiç kuşkusuz ki tiyatroya emek ve gönül verenlerin fedakârlığı, çabası ve ısrarı gerçekleştirdi bu atılımı. Çünkü sahneler birer birer kapanmak zorunda kalıp kendini ifade edebilme alanları gittikçe daralırken bir dinleme, dinlenme çatısı buldu kendine hem seyirciler hem de yaratıcı ekip ile icracılar. Yepyeni meşaleler yandı ellerde, dillerde, gönüllerde ve söz tiyatronun oldu.

Biz de kelimenin tam anlamıyla bir tiyatro emekçisi olan Hakkı Kuş ile kendisinin tiyatroya kattıklarıyla tiyatronun ona getirdiklerini konuştuk. Ve biraz da Eskişehir’deki kültür-sanat faaliyetlerini.

Evvelâ kendinizden bahsedebilir misiniz biraz?

Aslen Mardin, şahsen Diyarbakırlıyım. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nden üstün başarı ödülüyle mezun oldum. İlk tiyatro ustam Onur Cebe’dir. Daha sonra Cüneyt Gökçer, Bozkurt Kuruç, Ecder Akışık, Genco Erkal, Haldun Dormen, Cihan Ünal, Yücel Erten, Nurhan Karadağ, Erdal Küçükkömürcü, Sinan Pekinton, Mehmet Atay, Neslihan Ekmekçioğlu, Murat Atak, Ergün Uçucu, Münir Canar ve Hakan Çimenser ustalarım oldular.

Peki, eğitiminizi tamamlamanızın ardından tiyatronun hangi bileşenlerine yoğunlaştınız?

Oyuncu, yazar, yönetmen ve eğitimci olarak tiyatroya hizmet ediyorum. Eskişehir Şehir Tiyatroları bünyesinde sanat çalışmaları dışında, repertuvar kurulu temsilciliği ve sanatçı temsilciliği gibi çeşitli idarî görevleri de yürütüyorum. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi ve bazı özel kurumlarda eğitmen olarak çalışıyorum. Sui Generis Tiyatro ve Midas Sanat Tiyatrosu’nda genel sanat yönetmenliği,  Rotife’de de sanat danışmanlığı görevlerini sürdürüyorum. Yaptığım çalışmalarla çeşitli kurumlardan ödül ve belgelere lâyık görüldüm. Tiyatro ve edebiyat, hayatımda çok fazla yer kapladığından, daha çok sahnelerde ve yollarda görebilirsiniz beni.

Sanat serüveninizde Eskişehir’in yeri nedir?

Eskişehir yaklaşık on beş yıldır hayatımda. Şehir Tiyatroları sınavını kazanarak Eskişehirli olanlardanım. Müthiş bir kültür-sanat kenti. Aynı zamanda ikinci memleketim, yuvam, ekmeğim olmuş durumda. Benim sanat anlayışımın, aktörlük ve rejisörlük serüvenimin Ankara’dan sonra yavru başkenti oldu diyebilirim. Tiyatroyu hâlâ öğrenen biri olarak, eğitim aldığım, büyük ve değerli hocaların olduğu konservatuvarın ardından ikinci okulum oldu burası.

Eskişehir’deki kültürel altyapı ve iklim ne durumda?

Anadolu bozkırının ortasında, neredeyse çevresindeki tüm şehirlerden koparak sanat ve kültüre eğilmiş bir renk Eskişehir. Özellikle öğrencisiyle, memuruyla, özel sektör çalışanıyla genç bir nüfusa sahip olması, nüfus sirkülasyonunun olması şehri dinamik ve yaşar / yaşanır hâle getiriyor. Merak eden, araştıran, sanatsal-estetik anlayış ve zevk sahibi insanların yoğun olduğu; tiyatro, sinema, konser, sergi, söyleşi, festival, gezi gibi etkinliklerin çok fazla karşılık bulduğu bir büyük kent. Şehrin her anlamda giderek büyümesi ve özellikle hafta sonlarında çevre illerden de katılımların olması ise talebin artmasına yol açıyor.

Bu hareketlilik ile zenginliğe kurumsal ve kişisel anlamda kimler katkı sunuyor?

Açık söylemek gerekirse bu katkı, emek ve çabanın en büyüğü Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen hocamıza ait. Anadolu’nun ortasında nefes almaya çalışan küçücük bir kenti koca bir büyükşehir hâline getiren ve büyükşehir kavramının içini boş bırakmadan, her anlamda (özellikle kültür-sanat, eğitim ve bilim alanlarında) dolduran kişi Yılmaz hocamızdır; dolayısıyla da Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve birimleri… Başta Eskişehir Şehir Tiyatroları ve Senfoni Orkestrası olmak üzere şehrin tüm ihtiyaçlarını diğer tüm birimleriyle birlikte karşılayan, etkinlik ve çalışmaları domine eden bir yapıdan söz ediyorum. Bunun dışında üniversiteler ve diğer kültür-sanat kurumları da bu çabaya destek olarak şehrin kimliğine katkıda bulunuyor.

Bu yıl ilk defa gerçekleştirilen ve sanat danışmanlığını yürüttüğünüz Rotife Tiyatro Festivali nasıl bir dinamik üzerine inşa edildi?

Bu festivali hayata geçirmeye karar verdiğimizde, şehrin en büyük ve başarısıyla ülke genelinde etkili tiyatro kurumu olan Eskişehir Şehir Tiyatroları ile çizgisini önümüze koyduk. Festivalde yer alacak etkinliklerin Eskişehir Şehir Tiyatrolarının yetiştirdiği, alıştırdığı ve zevkine, gözüne çok güvendiğimiz seyircisine hitap edebilmesi önceliğimizdi. Aynı zamanda Eskişehir Şehir Tiyatrolarına kardeş, ona omuz veren ve ondan da destek alan bir festival olması gerektiğinin bilinciyle yola çıktık. Seyircimizin ilgisini çekebilecek ve onu memnun edecek ekip ve oyunları tercih ettik. Bir yanda ustalar, bir yanda da çıraklar olsun ve bunlar iç içe geçsin istedik. Güvendiğimiz, yaslandığımız yer ise seyircimizin iyi işlere kayıtsız kalmayacağı gerçeği oldu. Şehrin sanatsever kimliğine, dinamizmine hitap ederek başarılı bir sonuç aldık.

Bu yapıyı kurarken destekçileriniz kimler oldu?

Festivalimiz, Eskişehir Yunus Emre Rotary Kulübü bünyesinde ve Eskişehir Rotaract Kulübü’nün de destekleri ve Eskişehir Şehir Tiyatrolarının büyük katkılarıyla vücuda geldi. Aynı zamanda diğer belediyeler ve Eskişehir’in önemli özel ve resmî kurumları desteklerini esirgemedi. Dönem başkanı Eray Doğancı ve yönetim kurulu, festival komite başkanı, koordinatörü Hüseyin Akçay ve benim sanat danışmanlığımda emeklemeye başlayan ve başta Eskişehir olmak üzere, tiyatro camiasına, ülkeye kazandırdığımız bir festivalimiz oldu. Mutluyuz.

Festival, seyircisine ulaşabildi mi? Nasıl dönüşler aldınız?

İlki olması sebebiyle “Nasıl ulaşırız, doldururuz?” gibi kaygılarımız oldu elbette. Ama seyircimiz, yola çıktığımızda dayandığımız düşünce konusunda bizi yanıltmadı. Bütün oyunlarımız, etkinliklerimiz dolup taştı. Herkese buradan da bir daha teşekkür etmek istiyorum. Seyircinin bildirimleri gayet olumlu ve güzel oldu. Tabiî ki bazı beklentiler de iletildi bize; onları da önümüzdeki süreçte gerçekleştirmek için çalışıyoruz. Ama nihayetinde herkesin memnun olduğu bir ilkti bizim için.

Önümüzdeki dönemde nasıl bir seyri olacak festivalin?

Amacımız bu festivali her geçen gün daha da büyütmek. Festivale profesyonellerin yanında, iyi tiyatro yapan amatör ekipler, yeni ve başarılı özel tiyatrolar, atölye çalışması yapacak ustalar ve katılımcılar ekleyerek yola devam etmek. Aynı zamanda sadece tiyatro değil; etkileşim içinde olduğu, olabileceği tüm sanat dallarını dâhil etmek. Nihaî hedefimiz ise kısa zamanda yurtdışından da beslenerek bu festivali uluslararası bir festival hâline getirmek ve dünyada tanınmasını sağlamak.

Son olarak… Türkiye tiyatrosunun nasıl bir çizgiye ulaşmasını arzu ediyorsunuz?

Araştıran, tekrara düşmeyen, yenilikleri takip eden ve hatta yenilikçi bir tiyatro anlayışına ihtiyacımız var. Şu an bulunduğumuz yer bir çukur değil elbet ama bir düzlükte sağa-sola hareket ediyor tiyatromuz. Çok küçük özgün adımlar dışında ilerleyemiyor. Hırs, iktidar, kıskançlık kavramlarının dışına çıkmayı başarmak ve üretmek zorundayız. Sanatta rekabet olmaz. Rekabet dediğimiz şey başkasını kerteriz alır; insana kendini, potansiyelini unutturur. Kendimizin farkında olmak ve onu aşmak zorundayız.

Dünya tiyatrosuyla yan yana yürüyebilmemizin ön koşulu da bu galiba.

Evet, öyle. Eski eserleri eskimiş bir bakış açısı ve yorumlamaya sıkıştırmak yerine, o eserleri yeni ve özgün bir bakış açısıyla sunmanın yanında, seyircinin yeni eserleri de yeni ve farklı bir nefes olarak sahnede görmesini sağlamak zorundayız. Her anlamda çoğulcu bir anlayış gerekiyor bize; sanatta, hayatta, toplumda, siyasette… Sahnede her rengi göstermiyor ya da gösteremiyorsa o tiyatro kısırlaşmaya mahkûmdur. Özgür düşünen, düşünebilen ve yeniyi arayan sanatçılarla başarabiliriz bunu.

13.06.2018

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.