“İngiltere Benim”/“England Is Mine”

“İngiltere Benim”/“England Is Mine”

Songül Alper

songulalper@zorunlusahne.com

Sadece İngiltere’de değil tüm dünyada efsane hâline gelmiş bir rock müzikstarı, müzik dünyasının en gizemli isimlerinden Morrissey’in 1970’lerde Manchester’daki ilk gençliğinden The Smiths’i kurduğu günlere kadar geçen süreci ele alıyor film. Prömiyerini temmuz ayında Edinburgh Film Festivali’nin kapanışında yapan “İngiltere Benim”, adını The Smiths şarkısı “StillI’ll”den alıyor.

Manchester’da yaşayan İrlandalı bir ailenin oğlu olan Morrissey, 1982’de Johnny Marr ile The Smiths’i kurar. The Smiths 1987’de dağılan müzik grupları arasında yerini alır. Morrissey, solo müzik kariyerine şarkı sözü yazarı ve besteci olarak tek başına devam eder. Bir yandan kitap da yazar. Kendi biyografisini kaleme alır, hemen sonrasında ise bir roman yazar. Vegan ve hayvan hakları savunucusu bir aktivisttir. Harika sesi, farklı ve etkileyici şarkı sözleri, sahne performansları ve enerjisi sayesinde İngiltere’nin yaşayan efsanelerinden birine dönüşür.

Bunca özelliğe, bu kadar büyük bir hayran kitlesine, ders konusu hâline gelmiş şarkı sözlerine ve kaliteli bestelere sahip olmak Morrissey’i henüz hayattayken biyografisi filme aktarılmış bir sanatçı yapmaya yeterli kılıyor. Morrissey’i filmde Christopher Nolan’ın son filmi “Dunkirk”te de rol alan, yükselişteki genç oyuncu Jack Lowden canlandırıyor. Morrissey’i canlandıran Jack Lowden’ın başarılı performansı filmin en büyük artılarından biri. Zira gerçekte Morrissey’e benzemeyen Jack Lowden, tüm eşsiz özelliklerini betimlemek ve adeta onu bütün zamanlarda hoş kılabilmek için elinden geleni yapıyor ve mükemmel bir iş çıkarıyor.

Steven’ı sürekli konserlere giden, barlarda çalan grupların canlı performanslarını takip eden, müzisyen olmayı hayal eden bir gençken görürüz filmin ilk sahnelerinde. Sürekli okuyan ve yazan Steven, izlediği konserler hakkında ufak tefek eleştiriler yazıyordur gazetelere. Annesi tarafından “Hayallerinin peşinden koşmaktan vazgeçme!” diye sürekli teşvik edilir.

Diğer karakterlere kendimizi kaptırabileceğimiz bir süre verilmiyor filmde. İşçi sınıfından geldiğini hiç unutmayan, yaşadığı şehrin, ülkenin politik durumunu çok iyi kavradığını söylediği şarkılarından çok iyi bildiğimiz Morrissey, filmdeki anlatımda bu konuya fazla değinilmeden, 1970-80’li yılların sıkışık müzik sahnesinde sesini duyurmaya çalışırken gerçekçi, aydınlatıcı bir kesitle sunuluyor. Küçük aşk kırıntıları ve birkaç tanıdık duygu, filmi biyografi-belgesel tarzından çıkarıyor belki de. Elbette ki müzik seçkisiyle de keyifli bir seyirlik hâline getiriyor.

Filmin başında gördüğümüz dev dalgalar, filmin ortasında ve sonlarına doğru tekrar kullanılıyor ve verilmek istenen duygu karmaşasına ve genç Morrissey’in yaşadığı dalgalanmalara simgesel bir fotoğraf hâline geliyor. Tam da Steven Morrissey olduğu andaki, yani son sahnedeki kapının çalınışı aslında bize bunu haber verir gibidir. Filmin bitmesini çok sevmeyebiliyoruz. Final, “Bu kadar mıydı?” dedirtiyor izleyiciye.

“England is Mine”; daha çok Morrissey hayranlarına, müzik biyografisi meraklılarına önerilebilecek bir film olarak kayda geçiyor maalesef.

Künye:

Yönetmen: Mark Gill

Senaryo: Mark Gill, William Thacker

Oyuncular: Jack Lowden, Jessica Brown Findlay, Jodiev Comer, Lauriev Kynaston

Müzik: Ian Neil

Yapım: İngiltere / 2017

24.01.2018

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.