“Kurt Kadın” / “Lovekvinnen”

“Kurt Kadın” / “Lovekvinnen”

Songül Alper

songulalper@zorunlusahne.com

Norveçli yazar Erik Fosnes Hansen’ın 2006’da yazdığı romandan senaryolaştırılan ve Türkçeye “Kurt Kadın” olarak çevrilen “Lovekvinnen” filminde Eva Arctander isimli kızın ilginç hayatı ele alınıyor. Eva, hipertrikoz hastalığı ile doğar. Baştan aşağı sarışın ve ince saçlar ile çevrilidir. Babası, Eva’yı evinde dünyadan izole ve gizli bir şekilde yetiştirmektedir. Bütün bunlar yaşanırken yaptıklarından dolayı kendinden utanmaktadır. Eva’nın dadısı ise herkesin ona normal bir insanmış gibi davranması için savaşmaktadır. Bu yüzden elinden geleni yapar. Eva ise tüm zorluklara rağmen herkes gibi âşık olur, hayal kırıklıkları yaşar ve sonunda kendi gibi nadir hastalıkları bulunan bir tiyatro grubuna katılır. Hayatındaki gerçek değişikliğin başlangıcı ise kısa bir kesişme yaşadığı güzel ve alımlı Eva olur.

Yönetmen, ötekileştirilmeyi güçlü donelerle işliyor ve kavramla tezat bir şekilde cesaret veren bir anlatımı tercih ediyor. Hikâyenin içine yerleştirilmiş, içimizi rahatlatacak bir ruha sahip karakteriyle filmi izlerken duyguların içinde kalmamızı sağlıyor.  Zor olanın her zaman sonsuz başarısızlığı ve mutsuzluğu getirmeyeceğini gösteren olaylar, filmi izledikten sonra da “Yeni bir başlangıç mutlaka vardır avuçlarımızda.” dedirtiyor.

Aşk, kızgınlık, özlem, fedakârlık, kırgınlık ve daha birçok duygunun kurguyu hiç sorgulatmadan işlenmiş oluşu rahatsızlık vermeden filmi bitirmenizi sağlıyor. Duygusal olarak insanlara dokunabilmesi açısından oldukça başarılı film.

Sırf “kadın” olduğu için susturulan, yok sayılan, söz alamayanların varlığını hiç unutmadığımız bu düzende, her dönemde imgeleştirilen kadın standardının dışında olan Eva’nın özelinden küçük de olsa bir direnişi gösteriyor. Küçük bir tren istasyonunun kapalı perdelerinin arkasından dünyaya açılan bir başarıya varışın uzun yolculuğunu sergiliyor. “Birçok kadın bu pahalı kürkü giymek için neler vermezdi!” şeklinde dile getirdiği göndermelerle yine öğretilmişle dalga geçerek devam ediyor yoluna Eva. Güzel, alımlı, bakımlı ve güzelliğini devam ettirmek için doğaya karşı savaşan ama bunu yaparken doğadan beslenen diğer Eva’yı görüyoruz kısa bir kesitte -ki bu, kadın olmanın öğretilmiş sunumudur. Ama iki Eva arasında geçen itiraf içeren cümleler, olanı değil olması gerekeni anlatıyor. Ve elbette ki “Bütün gerçeklere müdahale etmek için kadın olmak, az olmak, hatta hiç bilinmeyen olmak engel değildir.” diyerek naif bir mesaj olduğu hissini veriyor.

Hikâyede insan vücudunun nasıl olduğu değil taşıdığı ruhun ve yansıttığı karakterin öneminin, hiçbir durumun eksiklik olarak gösterilmeden sadece farklılık olarak yansıtılması ajite bir işleyişi önlüyor. Sadece kadın olmak üzerine ve tek bir karakter üzerinden değil ötekini temsil eden simgesel birçok yan karakter ile tek tiplilikten kurtuluyor. Özellikle yolculukta şiirsel bir dille taçlanıyor.

Yönetmenin daha önce aile filmleri ve bir komedi filmi var. Son filmi bugüne kadarki en iyi filmi olarak kabul ediliyor. Klişe olmayan hikâyesi, fotoğraf çekimini hissettiren sahneler, iyi denilecek bir film müziği ve iyi oyunculuk seçenekleri ise filmin genelini başarılı kılıyor.

Farklı ve az bilinir ama izlenilesi bir film olarak listenize ekleyebilirsiniz. İyi seyirler…

Künye:

Yönetmen: Vibeke Idsøe

Senaryo: Erik Fosnes Hansen,  Vibeke Idsøe

Oyuncular: Lara Braukmann, Sara Braukmann, Eveline Bär, Kåre Conradi, Ken Duken, Penda Faal

Müzik: Kristian Eidnes Andersen

09.10.2017

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.