Sevtap Çapan: “Günışığına Mektup Çok İyi Kurgulanmış Bir Metin”

Sevtap Çapan: “Günışığına Mektup Çok İyi Kurgulanmış Bir Metin”

Songül Alper

songulalper@zorunlusahne.com

“Günışığına Mektup”, bir bilim insanı olan doktor annenin hasta kızına hayat vermek ve onu mücadele ettiği amansız hastalıktan kurtarmak uğruna başka hayatları feda etmesini ana eksen olarak belirlemiş, güçlü bir çatışmayla yapılandırılmış dramatik bir hikâye.

Yusuf Dündar’a ait olan ve Mayıs 2018’de Dramatik Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan, kısa bir süre sonra da ikinci baskısını yapan “Günışığına Mektup”un rejisör koltuğunda Caner Bilginer oturuyor. Oyundaki karakterlere ise Sevtap Çapan, Ece Bozkaya ve Uğur Özbağı hayat veriyor.

24.10.2018 Çarşamba akşamı 20:30’da KATS Sahne’de ve 27.10.2018 Cumartesi akşamı 20:30’da Nezihe Muhiddin Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak olan oyunun İpek (anne) karakterine hayat veren Sevtap Çapan ile kendisi, oyunu ve yeni tiyatro sezonunu konuştuk.

Ekipte oldukça tecrübeli isimler olsa da Tiyatro P.A.S. çok yeni bir oluşum. Bize kendinizden bahseder misiniz biraz?

Tiyatro P.A.S.,  Profesyonel Artı Sonsuz Yapım ve Organizasyon firmasının bir kuruluşudur. Firma, aktör Murat Batıkan Avcı tarafından kurulmuştur. Kendileri eşim olur ve benim sanat aşkıma ithafen, benim için bu kuruluşu gerçekleştirmiştir. Bu çok özel bir duygu… Genel sanat yönetmenliğini üstlendiğim yapı 2017 yılında kurulmuştur, henüz çok yeni bir oluşumdur. Ne var ki arka alanında oldukça tecrübeli, yıllarını sanatla yoğurmuş, başarıları ödüllendirilmiş, profesyonel, işinin ustası isimler bulunmaktadır. Ülkemizde sanatın el yordamıyla yapılır hâle gelmesinden duyduğumuz rahatsızlık hareket noktamız olmuştur. Tiyatro sanatına, sahnesine, yönetmenine, yazarına, partnerine, seyircisine özenle, saygıyla ve adapla yaklaşmanın zorlaştığı günlerdeyiz. Sanatı görev edinmişlerle değil, aşkla ileriye taşımayı düşünenlerle, hayal etme yetisini kullanıp heyecanını taze tutanlarla, kişiyle değil üretimle ilgilenenlerle bir arada olma ihtiyacımızla Tiyatro P.A.S. doğmuştur. Herkesin fikrinin değerli olduğu bir yaklaşımla ilerlemekteyiz. Sanatta değer görmek mühimdir çünkü…

Peki çalışmalarınızın odağında ve teatral anlayışınızın temelinde neler var?

Hemen hemen her sene pek çok tiyatro, aynı oyunlar çerçevesinde sahnelemede bulunuyor. Buna çocuk oyunlarını da dâhil edebiliriz. Biz oyun seçimlerimizde özel tiyatrolar için risk teşkil eden, az oynanmış ya da ilk kez seyirciyle buluşacak metinler tercih etmekteyiz. Bu metinlerin evrensel bir dil taşıması, meselesinin herkese bir şekilde temas etmesi önemli. 2017–2018 sezonunda sahneye koyduğumuz, 2018-2019 sezonunda da devam eden ilk oyunumuz “Bankta İki Kişi” adlı oyundur. Aleksander Gelman’ın yazdığı bu oyun, Belgi Paksoy’un ödüllü çevirisiyle taçlanmıştır. Ne şanslıyız ki Belgi Paksoy hanımefendiyle tanışıp birlikte çalışarak bilgi dağarcığımız genişlemiştir. Bu sezon ise yerli bir yazarın, genç bir yazarın, Yusuf Dündar’ın eseri olan “Günışığına Mektup”u sahneleme kararı aldık.

Nasıl aldınız bu kararı? Süreç nasıl işledi?

Aslında biraz sürpriz oldu bu metin. Denk geldi diyebilirim. Başka bir oyun için çalışma ve oyuncu seçmesi yapmıştık. Telif konusunda sonradan bir sorun oluştu, oyundan üzülerek vazgeçtik. Yusuf Dündar’la öncesinde bir tanışıklığımız, sohbetimiz olmuştu. Tam o sıralarda “Günışığına Mektup” oyununu okumam için benimle paylaştı. Oyunu okudum ve etkilendim. Ekip arkadaşlarımla paylaşmak için kendisinin iznini aldım. Ekip de metni beğenince kendileriyle görüşmelere başladık. Ve oyun bizimdi.

Metnin size değen, sizi çeken yönleri nelerdi?

“Günışığına Mektup”, çok iyi kurgulanmış bir metin. Sürprizli bir metin. Hikâyesi evrensel bir anlayışa sahip. Bizden birinin, bizim topraklarımızdan birinin kendi ülkesinden bakışla bir dünya meselesine değinişi, derinlikli anlam bütünlüğü, bireyi sorgulatmaya yöneltmesi, güncelliği… Metnin beni çeken yönleri bunlar.

Siz oyunda İpek karakterine hayat veriyorsunuz. İpek nasıl bir karakter? Ve siz karakterinize nasıl yaklaştınız?

İpek her şeyden önce bir anne. Evladı için her şeyi yapabilecek bir anne. Mesleğinin zirvesinde olan bir kadın. Dışarıdan bakıldığında ayakları yere basan, kararlı, güçlü, dirayetli, çalışkan, otoriter. Aynı zamanda acılı bir kadın. Acısını içinde yaşayan… Bu kadının acısını seyircinin görmesi gerektiğini düşündüm ben. Yüksek hâkimiyetinin altındaki sebepleri ortaya sermek istedim.

İpek oyunun en güçlü karakteri mi sizce de?

Bu oyundaki hiçbir karakter güçlü değil. Tıpkı gerçek hayattaki insanlar gibi. İpek güçlüyü oynuyor. Her şeyi kontrol altına almak, almaya çalışmak güçlülük değildir; çünkü her şeyi kontrol edemez insan. Nitekim İpek de kontrol edemediği bir noktada debelenip duruyor bence. Ama evet, metni okuyan ya da oyunu seyreden biri, “İpek oyunun en güçlü karakteri.” diyebilir. Bence değil. Sadece öyle görünecek epey bir süre.

Oyunun seyirciyi ara ara hesaplaşmaya götürecek yerleri var. Suçlu olan kim meselâ? Kim daha haklı? Siz bu sorulara nasıl yanıtlar buldunuz?

Ben bu sorulara yanıt bulmadım. Bu soruların yanıtlarını aramadım. Ben bu soruları sordurmakla ve insanların cevaplarını kendi içlerinde bulmalarına vesile olmakla görevliyim. Cevabı bulursam İpek karakterimi kaybedebilirim. İpek ne yapıyorsa benim için doğru olan o. Ona inanmalıyım ki seyirci de bana inansın. Şunu söyleyebilirim sadece; herkes suçlu ve herkes haklı, kendi açısından.

Sizin İpek’le özdeşleştiğiniz en can alıcı yer neresi oldu? Oyunu kabul ederken de bunun etkisi olmuştur muhakkak.

İpek ile özdeşleştiğim bir nokta yok. Ben ondan çok farklıyım. Oyunu kabul ederken işte bu noktanın etkisinin olduğu muhakkak. Bunun nedeni ise; oynayacağım roller benim kişiliğimden ne kadar ayrıysa o kadar çok seviyorum. Çünkü farklı bir açıdan yaklaşmayı öğreniyorum. Sesime, bedenime bunu öğretiyorum. Bir oyuncu için özdeşleşmeyeceği roller kıymetli bence. Role uzaktan bakmayı güçlendirir, her oyunda birbirinin benzeri oyunculuk sergilemeyi önler. Rolü anlama kapasitesini geliştirir, role inanmak için gizli nedenleri arayıp bulmaya sevk eder.

Seyirciye hem bu oyunla hem de yeni sezonla ilgili söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Seyircisiz tiyatro olmaz. Tiyatro bedavaya da olmaz. Kötü oyun seyretseniz de tiyatroya gitmekten vazgeçmeyin. Araştırın, seçin. Tiyatroya gelin. Uzak, yakın fark etmesin. Sanat gerçekten iyileştirir. Keyifli seyirlerle bol alkışlı bir sezon diliyorum.

11.10.2018

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.