Süha Uygur Gidince…

Süha Uygur Gidince…

Yusuf Dündar

yusufdundar@zorunlusahne.com

Fotoğraf: Sedat Tuncay

İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Süha Uygur kuruma veda etmeye hazırlanıyor. Üstelik belediye tarafından görevden alınmıyor yahut bir istifa söz konusu değil. Bu sefer bir mahkeme kararı ve bir de tebligat var elde.

Uygur’un yönetmeliğe aykırı bir şekilde atandığı iddiasıyla İŞTİSAN (İstanbul Şehir Tiyatrosu Sanatçıları Derneği) tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesine açılan dava kazanıldı. Karşı karşıya gelenler mühim kimlikli iki tüzel kişi gibi görünse de esasında davalı tiyatrocu, davacı tiyatrocu…

“Neden böyle bir dava açıldı?” diye sormak yersiz olur. Hem açılan davanın kazanılmış olması ise malumun ilamı sadece; çünkü yönetmelik belli, aykırılık ortada.

Ama tutarlılık güzel şey; muhatabından bunu beklemek de kişinin en tabiî hakkı.

Yaşım itibariyle geçmişe uzun bir yolculuk yapmam mümkün değil ve Türkiye tiyatrosunun hafızası bulunmadığından okuma şansım da yok. Yakın tarih üzerinden bir takım örnekler verecek olmamın sebebi bu. Yanlış anlaşılsın istemem. Asla kişisel değil; oldukça genel.

Meselâ; Orhan Alkaya ile Erhan Yazıcıoğlu hakkında da usulsüz atama davası açılmış mıydı? Öyle olmaları gerekir mi, ayrı bir tartışma konusu ama ikisi de lise mezunu bile değil.

Hem sonra İŞTİSAN’da hiç mi “fakülte veya yüksekokul” bitirmemiş olan üye yok? Önümüzdeki dönemde onlardan biri genel sanat yönetmenliği görevini üstlenirse İŞTİSAN kendi kendisini de yargıya taşıyacak mı?

Problem “alaylı” olmaya kadar genişlediğine göre Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin duvarını süsleyen “ustalara” ait fotoğrafları da okul türlerine göre mi sınıflayacağız?

Peki, şu anda kurumda aktif olarak yönetmenlik yapanların mezuniyet dereceleri nedir? Eğer bir gün gerekirse tekniğiyle, yaratıcı ekibiyle koskoca bir oyunu emanet edebildiğimiz vizyon sahibi sanatçılarımızdan sırf diploması yok diye genel sanat yönetmenliğini mi esirgeyeceğiz?

Haydi, bunları bir kenara bırakalım da meseleye bir de şöyle bakalım: Eleştiri hakkı daima saklıdır; fakat ne olur Süha Uygur gidince?

Kurum dışından gelse de elinde pastasıyla prova prova dolaşarak doğum gününüzü kutlayacak kadar “içinizden biri” olmayı başaran çalışma arkadaşınızı kaybedersiniz. Sizi kapısında uzun uzun bekletmeyen, götürdüğünüz projelerle gerçekten ilgilenen, destekleyen, fırsat tanıyan, alan açan, nezaket sahibi genel sanat yönetmeninizi yitirirsiniz. Bu hatadan nasıl dönülür bilmiyorum.

Keşke İŞTİSAN kişileri değil de bütünüyle değişmesi gereken yönetmeliği, estetik çarpıklıkları, dramatik yoksunlukları, sofitalara asılı duran sızıları hedefine oturtsaydı.

Geriye kalan herkes köşesinde ve her şey yerli yerinde dururken, ortadaysa sadece tiyatrocunun tiyatrocuya cefası varken dilediğimiz kadar dava kazanalım. Zafer bunun neresinde?

19.06.2017

Bir yorum

  1. Kusura bakmasınlar ama bindikleri dalı kesiyorlar resmen onu da devlet tiyatroları gibi iktidar kendi yalakası biri atamaya kalkarsa resmen ekmeklerine yağ sürüyorlar birilerinin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.